Giriş: Seçim, Kıtlık ve Günlük Yaşama İlişkin Bir Bakış
Kaynaklar her zaman sınırlıdır. Zaman, enerji, gelir ve dikkat gibi kıt kaynaklar, hayatımızda sürekli bir fırsat maliyeti hesaplaması yapmamızı zorunlu kılar. Sabah uyandığınızda kahvaltı, işe gitme, çocuklara bakma gibi aktiviteler arasında seçim yaparken, aslında mikroekonomik kararlar verirsiniz. Bu kararlar bireysel düzeyde gözle görünmez gibi görünse de, toplumsal ve ekonomik yapının temelini oluşturur.
Bu yazıda “Günlük yaşama ait 12 aktivite modeli kim tarafından geliştirilmiştir?” sorusunu, ekonomi perspektifinden analiz edeceğiz. İlk bakışta sağlık hizmetlerine ait görünen bu modelin originini açıklayacak, sonra da mikroekonomi, makroekonomi ve davranışsal ekonomi bağlamında dengesizlikler, bireysel karar mekanizmaları ve kamu politikalarının bu tür gündelik aktivitelerle nasıl ilişkilendiğini irdeleyeceğiz.
Günlük Yaşama Ait 12 Aktivite Modeli: Kaynağı ve Temel Özellikleri
“Günlük yaşama ait 12 aktivite modeli” olarak bilinen çerçeve, Nancy Roper, Winifred W. Logan ve Alison J. Tierney tarafından geliştirilmiş olup, hemşirelik alanında insanların günlük yaşam aktivitelerini anlamak ve değerlendirmek amacıyla oluşturulmuştur. Bu model, insanların yaşamlarını sürdürebilmek için gerekli temel aktiviteleri tanımlar. Model, bir bireyin yaşam kalitesini ve bağımsızlığını etkileyen 12 ana aktiviteyi ele alır. ([Nursology][1])
Bu 12 aktivite şunlardır:
– Güvenli bir ortamı sürdürmek
– İletişim
– Solunum
– Yeme ve içme
– Boşaltım
– Kişisel temizliğe ve giyime özen gösterme
– Vücut ısısını kontrol etme
– Mobilizasyon
– Çalışma ve eğlence
– Cinselliğini ifade etme
– Uyku
– Ölüm ve ölümü kabullenme ([Nursology][1])
Bu çerçeve, sağlık sistemlerinde “Activities of Daily Living (ADLs)” olarak da anılır ve bireylerin öz bakım kapasitelerini değerlendirmek için geniş biçimde kullanılır.
Mikroekonomi Perspektifi: Bireysel Kararlar ve Kaynak Kıtlığı
Mikroekonomi, bireylerin kıt kaynaklar karşısında nasıl karar aldıklarını inceler. Günlük yaşamdaki aktiviteler, bireyin zaman ve enerji gibi kıt kaynaklarını nasıl tahsis ettiğini gösteren somut örneklerdir. Örneğin bir kişi sabah koşusunu mu seçer yoksa ek gelir elde etmek için daha fazla mesai yapmayı mı? Her iki durumda da fırsat maliyeti, yani bir alternatifin seçilmesiyle vazgeçilen diğer alternatifin değeri değerlendirilir.
Modeldeki aktiviteler, birer ekonomik kategori gibi görülebilir. “Çalışma ve eğlence”, gelir (ve dolayısıyla refah) yaratmanın yanı sıra zihinsel sağlık için yatırım anlamına gelir. “Uyku”, bireysel üretkenliğin sürdürülebilirliğini etkiler ve uzun vadede toplam fayda üzerinde güçlü bir etkisi vardır. Kişi, bu aktiviteler arasında denge kurarken, marjinal fayda ve marjinal maliyet hesaplamalarını bilinçli ya da bilinçsiz olarak yapar.
Bu açıdan bakıldığında, model bireysel karar mekanizmalarının ekonomik çerçevede bir yansımasıdır: her aktivite zaman ve kaynak tüketir; dolayısıyla birey bunları optimize etmeye çalışır. Kısa vadeli eğlence ile uzun vadeli sağlıklı yaşam arasında denge kurmak, mikroekonomik optimizasyonun typik bir örneğidir.
Mikroekonomik Seçimlerin Psikolojik Boyutu
Davranışsal ekonomi, klasik mikroekonomik modellerin öngörülerini, insanların irrasyonel karar alma eğilimleri ve bilişsel önyargılarla nasıl saptığını inceler. İnsanlar bazen kısa vadeli zevkleri tercih eder, dolayısıyla uyku veya beslenme yerine ekran başında daha fazla zaman geçirirler. Bu, kendini kontrol problemleri ve zaman tutarsızlığı gibi davranışsal olgularla ilişkilidir.
Davranışsal iktisatçılar, bu tür seçimlerde “zaman tutarsızlığı”, “marjinal fayda algısı” ve “anlık tatmin” faktörlerinin güçlü rol oynadığını gösterir. Bu, ekonomik kararların sadece fiyat ve gelirle değil, değer algısı ve bilişsel süreçlerle de şekillendiğini ortaya koyar.
Makroekonomi Perspektifi: Toplum, Politika ve Refah
Makroekonomide, toplumun genel refahı ve kaynak dağılımı, sağlık ve sosyal hizmetler politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. Modelin 12 aktivitesi, bireylerin yaşam kalitesinin ölçülebilir göstergeleridir. Hükümetler, sosyal politikalarını bu tür temel aktivitelerin gerçekleştirilmesini destekleyecek şekilde tasarladığında, toplumun genel refahı artar. Sağlık hizmetlerine ayrılan bütçe, yaşlı nüfusun artan bakımı ve kronik hastalıklarla mücadele gibi konular, ekonomik büyüme ve refah düzeyini belirler.
Örneğin, kamu harcamalarının sağlık sistemine tahsisi arttığında, bireylerin kaliteli yaşam aktivitelerine erişimi genişler. Bu da işgücünün verimliliğini ve toplam ekonomik üretimi olumlu etkiler. Aksi durumda, bakıma muhtaç bireylerin sayısı artar ve kamu finansmanı üzerindeki yük büyür. Bu tür dengesizlikler, gelir dağılımı eşitsizliklerini derinleştirir.
Toplumsal Refah, Kamu Politikaları ve ADL’ler
Makroekonomik politikalar, sağlık hizmetlerinin finansmanını, eğitim ve sosyal koruma programlarını içerir. ADL’lerin desteklenmesi, yalnızca bireysel refahı değil, aynı zamanda ekonomik büyümeyi de teşvik eder. Sağlıklı, bağımsız bireyler daha üretkendir; bu da toplam talep, üretim ve ekonomik büyüme üzerinde olumlu bir etki yaratır.
Öte yandan, sağlık ve bakım hizmetlerine yapılan yatırımların geri dönüşü karmaşıktır. Bazı politikalar kısa vadede maliyetli görünse de, uzun vadede iş gücünün kalitesini ve yaşam beklentisini artırarak toplam faydayı yükseltir. Bu bağlamda, ekonomik modeller sadece çıktı ve üretim verileriyle sınırlı kalmamalı; aynı zamanda yaşam kalitesini de ölçmelidir.
Davranışsal Ekonomi: İçsel Motivasyonlar ve Toplumsal Etkiler
Davranışsal ekonomi, bireylerin ekonomik kararlarını psikoloji ile harmanlar. İnsanlar sadece rasyonel değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal etkileşimlerle şekillenen varlıklardır. Günlük yaşam aktiviteleri seçiminde de benzer bir mantık işler: Beslenme, uyku, iletişim gibi aktiviteler bireysel tatmin ve sosyal kabul gereksinimiyle ilişkilidir. Bu noktada kişi sadece fayda maksimize etmeye çalışmaz; aynı zamanda içsel tatmin ve sosyal normlara uyum arayışındadır.
Davranışsal iktisat, bireylerin “varsayılan seçeneklere” yönelme eğilimi, kısa vadeli ödülleri tercih etme ve geleceğe dair özdisiplin eksikliği gibi davranış biçimlerini açıklar. Bu bağlamda insanlar, ekonomik “oyun teorisi” perspektifinden bakıldığında, kendi içlerindeki çatışmalarla da mücadele ederler.
Geleceğe Bakış: Ekonomik Senaryolar ve Kişisel Öz Yansıtma
Düşünün: Bir toplumda bireylerin günlük yaşam aktivitelerini destekleyecek ekonomik politika yoksa ne olur? Sağlık harcamaları artar, üretkenlik düşer, toplumun refah düzeyi azalır. Bu, makro ekonomik göstergelere olumsuz yansır. O halde şu soruları kendinize sorun:
– Kendi günlük kararlarımın ekonomik sonuçları neler?
– Fiziksel sağlık ve sosyal bağlantılar için ayırdığım zaman, uzun vadede ekonomik yarar sağlıyor mu?
– Kamu politikalarının yaşam kalitesi üzerindeki etkisini nasıl gözlemleyebilirim?
Bu sorular sadece ekonomik değil, insani bir değerlendirmeyi de teşvik eder.
Sonuç
“Günlük yaşama ait 12 aktivite modeli” Nancy Roper, Winifred Logan ve Alison Tierney tarafından geliştirilmiştir ve bireylerin günlük yaşam aktivitelerini kapsamlı şekilde değerlendirmeyi amaçlar. ([Nursology][1]) Bu model, sağlık ve bakım alanı ile ilişkilendirilse de, mikroekonomi, makroekonomi ve davranışsal ekonomi perspektifleriyle incelendiğinde, bireysel kaynak tahsisi, kamu politikaları ve toplumsal refah arasındaki bağlantıları derinlemesine anlamamıza yardımcı olur.
Ekonomi sadece piyasalarla ilgili değildir; aynı zamanda bireylerin yaşam seçimleriyle de ilgilidir. Kaynak kıtlığı ve seçimlerimizin sonuçları, günlük yaşamdaki aktivitelerden ulusal ekonomiye kadar her düzeyde kendini gösterir. Bu bağlamda günlük yaşam aktiviteleri, ekonomik düşüncenin hem teorik hem de pratik yansımalarını anlamak için güçlü bir araç sağlar.
[1]: “Roper-Logan-Tierney Model of Nursing Based on Activities of Living”