Araç Neden Gazı Geç Yer?
—
Giriş: Yolda Bir Yalnızlık Hissi
Bir araba düşün. Hızla gitmek için tasarlanmış bir canavar, ama bir sabah o canavarın içinde hıçkırarak gaz pedalına bastığında bir şeyler ters gidiyor. İlk başta, arabanın hızlanmaması garip geliyor. Yavaşça ve isteksizce hareket ediyor. Hızlı gitmek için de sabırsız bir şekilde gaza basıyorsun ama tepki yok. Bu yazı da, tıpkı o anki gibi yavaşlayan bir araçla birlikte yaşadığım duygusal bir yolculuğa benziyor. Bir arabada yaşanan bu sorun, içindeki yolcunun duygusal yavaşlamasına bir benzerlik taşıyor. Gazın geç alması, insanın ruhundaki kırılmaları da açığa çıkarabiliyor.
Kayseri’de, memleketimdeyim; güneşli bir sonbahar sabahı. 25 yaşındayım ama hislerim hala çocukça. Yaşadıkça her şey daha karmaşıklaşan bir dünyada yol almak istiyorum, ama bazen ne kadar hızlı gitmek istesem de bir şeyler beni frenliyor. Araba gibiyim aslında, hızlanamıyorum ama hızlanmak istiyorum. Bugün ise araç, gazı geç alıyor; tıpkı ben gibi, içimdeki tüm duygular da bekliyor.
Bir Sabahın Başlangıcı: Kayseri’nin Gelişen Sokaklarında
Sabahın erken saatlerinde, şehre gitmek üzere arabaya bindim. O anın heyecanını gözümde canlandırmak bile zor. Hava soğuk, şehir her zamanki gibi sessiz. Dışarıda trafik yok ama ben bir türlü hızlanamıyorum. Her şeyin bir anda yavaşlayıp “durdum” demesi biraz kafa karıştırıcı. Her şey yolunda gibi gözükse de bir şeyler eksik. O arabaya gazı ne zaman versem, bir geri çekilme, bir hız kaybı başlıyor. Ya ben de bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorum, ya da dünya bana ne kadar hızla gitmek istersem isteyeyim, yerinde saymam gerektiğini söylüyor.
Her bastığım gazda, arabanın o güçlü, hemen tepki veren yapısına rağmen yavaş yavaş hızlandığını fark ettim. İçimdeki heyecan, onunla birlikte büyüyordu; ama hep bir engel vardı, o engel de gazın geç alınmasıydı. “Araç neden gazı geç yer?” diye sormaya başladım. Belki de, hayat da böyle değil miydi? Bazen her şey tıkır tıkır işlerken, birdenbire beklenmedik bir şey olur ve hızını kaybedersin. Sanki bir şeye takıldığın, sıkıştığın zaman başkalarının hızına yetişmek imkansız hale gelir. O an, hepimizin içinde bir yerlerde aynı şeyi hissediyor olduğumuzu fark ettim. Herkesin içinde bir araç var; bir yavaşlama, bir frenleme…
Hayal Kırıklığı: Bir Araba ve Bir İnsan
Yolda ilerlerken, sürekli gaz pedalına bastım ama arabam o eski hızlı reflekslere sahip değildi. Bir anda fark ettim: Ben de tam olarak böyleyim. Hayatta bazen ne kadar heyecanla bir şeylere odaklansak da, sonuçta hızımızı kaybedebiliyoruz. İçimdeki her şeyin ne kadar tutarsız olduğuna dikkat ettim. İstediğim her şey için savaşırken, istediğim hızda gitmek imkansız hale gelebiliyordu. Aynı o araba gibi, ben de bazen durup bekliyor, sonra tek bir harekette hızlanmaya çalışıyordum.
Bu duygular, insanın içinde derin izler bırakır. Araba ne kadar gaza basmak istesem de geç alıyorsa, ben de bazen duygusal anlamda o kadar geç harekete geçiyorum. O an, hayal kırıklığı en derin hissettiklerimden biri oldu. Araba gibi, ben de ne zaman hızlanmaya çalışsam, işler beklediğim gibi gitmiyor. Bu tür anlarda insanın kendini çaresiz hissetmesi çok normal. Çünkü bazen her şeyin yolunda gitmesi için, bazen hızın veya yavaşlığın da bir anlamı olduğunu unutuyoruz.
Biri Durduğunda, Bir Diğeri Devam Ediyor
Kayseri’nin sabahı, o kadar sessiz ki. Araba bir türlü hızlanmıyor ama ben bir yanda onunla birlikte ilerliyorum. Her saniye geçiyor, ve ben hala sabırsızca gaza basmaya devam ediyorum. Bir an için içimdeki sessizliği düşünmeye başlıyorum. Bir insanın hızlanamaması, tıpkı arabanın yavaş gitmesi gibidir. Bir süre sonra, sabrım tükenmeye başlıyor. İnsanın kendi hızını bulması zaman alır, tıpkı arabanın gazı geç alması gibi.
Ama sonra düşündüm, hızın peşinden koşmak o kadar da önemli mi? Belki de bazen durmak gerekir. Bir şeylerin geç olması, acele edilmemesi gerektiğini de hatırlatır. Bu noktada, arabamın gazı geç alması aslında bana bir şeyler anlatıyordu. Belki de o yavaşlık, bana bir adım geri çekilmemi ve hayatı farklı bir bakış açısıyla gözlememi gerektiğini söylüyordu.
İçimdeki bu keşfe yol açan araba, bazen yavaşlayarak hızlanmayı başarabilen bir işaret haline geliyor. Yavaş gitmek de bir anlam taşıyor. Hep hızla gidecek değiliz ya da bazen hızlı gitmek de doğru olmayabiliyor. Her şeyin bir zamanlaması var, bir dengeyi kurmak gerekiyor.
Sonuç: Kendini Bulduğunda Hızlanmak
Bugün araç neden gazı geç yer sorusunun cevabını daha net bir şekilde anladım. Hayatta her şeyin hızını kontrol edemeyiz, ama içimizdeki hızla barışmak, o hızda olmak en sağlıklısı. Arabam o sabahın sessizliğinde bana bir şeyler öğretiyordu; hızlanmanın sadece bir yönü olduğunu ve bir süre yavaş gitmenin de güzellikleri olduğunu.
Ve sonunda, arabam hızlanmaya başladığında, ben de içsel bir hızlanma hissettim. Hızlı gitmek için acele etmenin, her şeyin hemen olmasını istemenin bir anlamı olmadığını kavradım. Her şey bir zamanlamaya, bir hızda ilerlemeye ihtiyaç duyar. Hızla gitmek isteyen bir araç, önce gaza basmayı öğrenmeli; hızlanmak için zamana ve sabra ihtiyaç vardır. Ve işte o zaman, bir gün, belki de o sabah kaybolan hız geri gelir.
—
Hayat bazen hız yapmadığımız zamanlardır; ama bu hızsızlık da bir anlam taşır.