Fikse Nedir? Bir Mühendis ve Bir İnsan Olarak Farklı Bakış Açıları
Konya’nın sakin sokaklarında yürürken birden aklıma bir şey takıldı: “Fikse nedir?” Sonunda bu soruyu yanıtlamak için biraz düşünmem gerekti. Yani, her şeyin bir yerden başlaması gerekiyor, değil mi? Şimdi, internette bu terimi aradığınızda karşınıza genellikle iki farklı anlam çıkıyor: Birincisi, tamir ve bakım sektöründe kullanılan teknik bir terim; diğeri ise psikolojik bir durum, yani takıntılı düşünceler. Hadi, hem mühendis olarak hem de sosyal bilimlere meraklı bir insan olarak bu iki bakış açısını birbirinden ayıralım ve birbirini nasıl tamamladıklarını keşfedelim.
Fikse: Teknik Bir Terim Olarak
İçimdeki mühendis şöyle diyor: “Fikse, aslında mühendislik ve mekanik dünyasında sıklıkla karşılaştığımız bir terimdir.” Fikse, genellikle bir parça ya da elemanın sabitlenmesi veya tutturulması anlamında kullanılır. Bir makina parçası ya da sistemin diğer elemanlarına sabitlenmesi gerekebilir ve bu bağlamda “fikse etmek” genellikle bir şeyin kalıcı olarak yerleştirilmesi, yerinden oynamaması anlamına gelir. Örneğin, bir otomobilin motoru içindeki bir parça düzgün çalışabilmesi için fikse edilmiş olmalıdır. Bu teknik bakış açısından bakıldığında, fikse kelimesi bir nevi sabitleme, sağlamlaştırma işlevi görür.
Tabii ki, mühendislik açısından her şeyin mantıklı bir düzen içinde olması gerekir. Herhangi bir parça sabitlenmeden, bir sistemin düzgün çalışması neredeyse imkansızdır. Her şeyin yerli yerinde, güvenli ve sağlam olmasının ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Yani, “fikse” etmek aslında her şeyin düzgün ve güvenli bir şekilde çalışmasını sağlamak adına atılacak ilk adımdır.
İçimdeki Mühendis Ne Diyor?
İçimdeki mühendis diyor ki, “Bu terim, tamir ve bakım işlerindeki düzeni sağlamak için önemli bir yer tutuyor. Bir şeyin sağlam ve yerinde olmasını istiyorsak, onu fikse etmeliyiz. Tüm mühendislik prensipleri de tam olarak bunu gerektiriyor: Kesin, net ve sabit çözüm.”
Fikse: Psikolojik Bir Durum Olarak
Ancak içimdeki insan tarafım hemen devreye giriyor. “Ama dur, bir dakika, bu terim aslında psikolojik anlamda da bir şey ifade ediyor,” diyor. Psikolojik bir terim olarak “fikse olmak” ya da “fikse düşünmek”, bir kişinin bir konuya takıntılı hale gelmesi, sürekli aynı düşünceleri aklında döndürmesi durumu anlamına gelir. Kimi zaman bu takıntılar, kişinin hayatını zorlaştırabilir, çünkü sürekli bir şeyin düşünülmesi, insanı başka şeylere odaklanamama noktasına getirebilir. Hani bazen kafamızda bir şey dönüp durur ya, işte o… O düşünceyi bir türlü aklımızdan atamayız.
Örneğin, bir arkadaşım vardı, sürekli aynı soruları sorar, aynı konu üzerinde takılırdı. “Fikse olmuş,” derdim. Yani, bir şeyin çok fazla üzerinde düşünmek ve bunu akıldan çıkaramamak. Tabii, bu da zihinsel bir yük yaratabiliyor. İnsan psikolojisinde bu, çoğu zaman stres, kaygı ve diğer duygusal dengesizliklere yol açabilir. İçimdeki insan tarafımın duygusal kısmı bunu biraz daha derin hissediyor. Çünkü, bu tür takıntılar bazen insanı sarmal bir şekilde sıkıştırabilir.
İçimdeki İnsan Ne Diyor?
İçimdeki insan tarafı, “Fikse olmak, zihinsel bir pranga gibi. İnsan kendi düşüncelerine o kadar takılır ki, dünyadaki diğer her şeyin farkına varamaz. Kafamızda sürekli bir şeyin dönmesi, stres yaratabilir,” diyor. “Birçok insan bu nedenle zihinsel rahatlamaya ihtiyaç duyar, çünkü fikirler ya da takıntılar insanı gerçeklikten uzaklaştırabilir.”
Fikse: Birlikte Ele Alınan Bir Durum
Şimdi, her iki bakış açısını birleştirecek olursak, fikse kelimesi teknik ve psikolojik anlamları birleştiren ilginç bir kavram haline geliyor. Bir mühendis için bir şeyin “fikse edilmesi” güvenli ve sağlam bir sistemin oluşturulmasıdır. Fakat, psikolojik anlamda “fikse olmak” bir insanın sistematik bir şekilde düşünce zincirine takılmasıdır, ki bu durum çoğu zaman sistemin sağlığını bozabilir. Yani, biri bir şeyin sağlamlaştırılmasını sağlarken, diğeri zihinsel bir kilitlenmeye yol açabilir.
İçimdeki mühendis ve içimdeki insanın birbirine karşıt ama aynı zamanda tamamlayıcı olduğu bu iki bakış açısı, bana aslında hayatın ne kadar karmaşık ve dengede olması gerektiğini hatırlatıyor. Teknik anlamda “fikse etmek” ne kadar önemliyse, zihinsel anlamda da düşüncelerimizin sabitlenmesi (yani “fikse olmak”) bazen o kadar zararlı olabiliyor. İkisi de bir denge gerektiriyor.
Hayatımızdaki Fikse Olmuş Durumlar
Hayatımızda birçok şey sabitlenmiş durumda, değil mi? Çalışma düzenimiz, alışkanlıklarımız, zaman zaman duygusal bağlarımız. Ama bazen bazı şeylerin fazla sabitlenmesi, bir anlamda bizi yerimizde tutar. İnsan beyni de, bir şekilde, bazı olaylara takılı kalabiliyor. İşte burada, hem mühendisliğin sağladığı sabırlı, mantıklı yaklaşım hem de insanın duygusal tarafının sunduğu esneklik arasında bir denge kurmak gerekiyor.
Sonuç: Fikse’nin Anlamı ve Önemi
Fikse kelimesi, farklı anlamlar taşıyor. Bir yanda sağlamlık ve güvenlik isteyen bir mühendislik terimi, diğer yanda ise zihinsel takıntılara yol açabilen bir psikolojik durum. Her iki bakış açısı da hayatın bir parçası ve birbirini tamamlıyor. Bu iki kavramı bir arada ele alarak, hayatımızda her şeyin yerli yerinde olmasını sağlamak için bir denge kurmamız gerektiğini öğreniyoruz. Hem fiziksel dünyada hem de zihinsel dünyamızda sabitlik ve esneklik arasında denge kurmak, sağlıklı bir yaşam için kritik öneme sahip.